13 Temmuz 2016 Çarşamba

İki Tekerlek Üç Şarkı

Saman yığınlarına yaslanmış köy çocuklarının akşama kadar tırpan sallamanın yorgunluğunu atmak için topladıkları karahindiba çiçeklerini üflediklerini görüyorum. Yüzlerine bakılırsa bu onlara yetiyor. Ben şehir çocuğuyum, biz de çocukluğumuzda bulaşık deterjanından baloncuk yapar, onu üfleyip peşinden koşardık. Bisikletim gidonuna bağladığım radyo sayesinde müzikten mahrum değilim şu an. 'Nazan Öncel-Gitme Kal Bu Şehirde' çalıyor. Şarkı beni mahzunlaştırıyor, başımı eğip ön tekerleğin dönüşünü seyrediyorum. Yüzüme sıçrayan küçük bir taş uyandırıyor beni. Bu sırada bir aksilik oluyor, bisikletin zinciri atıyor. İniyorum bisikletten.

Rahvan yürüyüşlü kahverengi bir eşek bacaklarını iki yana rahatça salmış yaşlı bir adamı taşıyarak geçiyor yanımdan. Selam veriyorum cevap alamıyorum. Dayım belki ağır işitiyordur, eşeğin adı da kesin 'Kadife'dir diyorum. Bir kirpi aceleyle önümden geçiyor. Ayağımla durduruyorum, kapatıyor hemen kafasını. Yağ bulaşmış ellerimle sevmeye çalışıyorum kirpiyi. Kirpinin neden kirpi olduğunu anlıyorum.  Şarkı 'Grup Laçin-Bekar Gezelim' oldu az önce. Akşam soğuğu kollarımı ısırmaya başlıyor yavaştan.  Aklıma kardeşim geliyor. Nedense onu hep iki yaşındaki haliyle hatırlıyorum. Dişleri ne güzeldi. Parmağımı ısırtırdım ona. Acıdığı halde sesimi çıkarmazdım. Ben de sevgimi böyle gösteriyordum işte.
Hiçbir şey ama hiçbir şey yalnız başıma tam randumanla keyif vermiyor. Tek başıma mutlu olsam, o mutluluğu paylaşamamak beni huzursuz ediyor. Birazdan yol yokuş aşağı uzanıyor, pedal çevirmeden süzülüyorum saçlarımı rüzgara bırakarak. Bir köpek fırlıyor önüme, cins bir köpek. Bir malikanenin önünden geçtiğimi fark ediyorum. Vites atıp hızlanmak zorunda kalıyorum kaçmak için. Karnımda boşluğa düşme hissi meydana geliyor.

Sezen Aksu ve Onno Tunç'un bestelediği 'Işık Doğu'dan Yükselir' yaşadığım orta düzeyde gerilimin kabasını alıyor şöyle bir. Radyonun başında kim olduğunu tahmin edebiliyorum artık. Ben de bir radyo kanalında tiyatro seslendirmeleri yaptım on bir yıl kadar. Stüdyoda bile alışamadım yalnız kalmaya. İçimde ne çok ses var ! Yıllardır onları bastırmak için uğraştım. Otuz sekiz yaşındayım. Evlendim, boşandım, en son da işten ayrıldım.

İnsanlar evlerine çekilmiştir artık. Ben şuradaki derede yıkanacağım. Bana eşlik ettiğiniz için teşekkür ederim. Gözünüzü kapatırsanız sevinirim. Bisikleti bağlasam mı ? Aman, kim çalacak burada !

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder