22 Eylül 2016 Perşembe
Kayıp İlanı
Bugün farazi üçüncü kişileri aracı ederek yaşanmış şeyleri yaşanmamış şeylerin içine karıştırdığım bir hikaye anlatmayacağım. Ancak anlatacağım her şeyi tek tek konum bilgisiyle, kelimelerden krokiler çizerek ifade etmeyi de düşünmüyorum. Ben büyük bir şey kaybettim. Bir insan. Hayır, sevgilimden falan ayrılmadım. Kişisel tarihimin kayıtlarına bir sevgilinin adının düştüğü de vaki değildir zaten, her neyse. Panik atak çok kötü bir hastalık bu arada. Düşmanlarınıza beddua etmek istiyor fakat düşmanınıza uygun bir ilenç seçemiyorsanız; bu, vertigo veya ne bileyim obsesif kompulsif bozukluk ( ortamlarda O.B.K deme imkanı da sağlıyor) falan gibi ismen hiçbir karizması olmayan ruh sağlığı düşmanı hastalığa yakalanmaları dileğinin, ilenmek için son derece münasip olduğuna ben kefil olurum. Olayların tafsilatına girmeyeceğim. İki kişilik bir dost meclisinden azledildim. Bunu hak edip etmediğimi bilmiyorum ancak bir taşkınlık yaptıysam dahi bunda ne onu incitme kastım vardı, ne de ona saygısızlık edeceğimi aklımdan geçirmiştim. Ben de yakın bir zaman önce bir dostumla, hem de eski bir dostumla ilişiğimi kesmiştim. Yaptığınız veya yıktığınız bir şeyin sizi dönüp dolaşıp vurması için sizin yaptığınız veya yıktığınız şeyde haksız olmanız gerekmiyor. Bildiğim örnekler var. Bu kuralın böyle işlediğinden nasıl bu kadar emin olduğumu ise istesem de izah edemem. Kabul eder veya etmeyiz, bu dünyayı çekip çeviren bazı manevi kurallar da var. Bu kayıp beni neden böyle söyletiyor, kahrediyor, ona geleceğim. Çünkü, onun güzel sohbeti bana bir kaşiflik payesi vermişti. Çünkü bu zamana dek içimden kopup gelen 'ah'larımın panzehirini bulmuştum. O payeyi kaybettim. Onun güzel sohbeti bana bir keşşaflık, yani izcilik payesi vermişti. Ben onun güzel sohbetinde yepyeni, anlaşılmaz kalabalık uğultularından uzak, insana tertemiz bir hava bahşeden, gölleri, ırmakları olan, insan zulmünden bihaber hayvanlarıyla mutlu bir habitat bulmuştum. O payeyi kaybettim. Ben onun güzel sohbetinde zamanın nasıl genişleyebilen bir şey olduğuna şahitlik ettim. O, gecenin ve gündüzün, sırasını şaşmayan, her şeyi içine alan çarkından azade olma hürriyetini ve enginliğini kaybettim. Az zamanda çok güzel sözler söyledik. O hoş sedayı kaybettim. Buna neden olan, galiba benim onu bir başkasından kıskanmamdan kaynaklanan hesapsız bir davranışımdı. Ben onu kaybetme korkusuyla kaybettim. İnsan dostunu kıskanır mı ? Bu yerine göre değişir. Onu tanıdığımdan beri içimde tuhaf bir kaybetme korkusu hasıl olmuştu. Ben o korkuyu büyüttüm ve talihsiz bir sonuç gerçekleşti. Buna talihsiz demek az kalır elbette. Ben onun sohbetinde artık solduğuna kani olduğum renklerimi bulmuştum. Rahmet yağmurunun arkasından açan bir gökkuşağı siliniverdi. Yani son şiirimde de öyle yazdım, sanki ben annemi kaybettim. Onun sohbetinde, nezih, katıksız bir pürneşe olma haline muttali olmuşken şimdi benim zayıf anlarımı kollayan sinsi, burnu ensemde bir hüznün eline düştüm. Bilmiyor, ben onda ömrüm boyunca aradığım, fiziksel olmayan bir güzellik gördüm ve onu sevdim. Bana mal bulmuş mağribi, ne dediğini bilmez, ipe sapa gelmez bir deli muamelesi yapması o kadar ağırıma gitti ki; buna yol açan bilgi ve evet görgü eksikliğime yandım, yakındım. Üç gün öncesine geri dönebilmenin karşılığında farzı muhal; melaike taifesi zuhura çıkıp benden buna mukabil elimi, kulağımı, kaşımı, gözümü kurban etmemi isteselerdi vallahi billahi feda ederdim biliyor musunuz ? Tekrar onun sohbetine vasıl olabileceksem neden sakınayım ki bunları ? Bu dünyanın biyolojik yasaları canlı hücrelerin çok azına binlerce yıl yaşam vaad ediyor, biz onlardan değiliz. Olsak ne olurdu ki, dilşad olamadıktan, dost bağında gönlü ve ruhu doyuramadıktan sonra. Mübalağa etmiyorum. Şimdi buraya gelmiş yazı kanalıyla gözyaşı döküyorum. Yazmak, bu dünyada iyi kötü, yapabildiğimi sandığım tek şey. Bir müzisyen olsaydım keşke. Ama bir gün içinde iyi müzisyenlerin de olduğu iyi bir sinema ekibim olursa güzel bir film senaryosu yazmayı çok isterim. Bir de sinema eleştirmeni gerekiyor elbette. Bir listede en sona yazılan bir madde, o listenin en önemli maddesi olabilir pekala. Derdini söylemek mi yoksa söylemeyip içine atmak mı insanı dermansız bırakır, bunun bilgisine sahip değilim. Ben büyük bir şey kaybettiğimi ve bunu geri kazanmak için saygıda kusur etmemek koşuluyla varımı yoğumu seferber edebileceğimi biliyorum. Küsmek zamanı değil, bu su hala duru, bu gök hala mavi. Ben büyük bir şey kaybettim. Allah bazı kullarını sevindirmek için elindekileri ona kaybettirir, sonra da ona kaybettiğini buldururmuş derler. Bulmak için dua ediyorum. Sizler de ediniz. Selametle.
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder