24 Nisan 2016 Pazar

Yalaz Sıraya Girmez

    Bir çocuğun üstünü aradılar, üzerinde silah var mı diye bakmak için. Hangi savaş çeşidi bunu anlamlı hale getirebilir ki ? Sonra o çocuğa tecavüz ettiler. Hangi büyük merhamet bunu affedebilir ki ? Daha sonra çocuğun ailesine pay verdiler, susturmak için. Bu hepsinden kötüsüydü. Bu var ya bu, hepsinden daha kötüsüydü !
   İşte yaşadığımız çağ böylesine ruhu emilmiş, suyunu çekmiş bir çağ. Goncalozların sardığı hongullamış bir çağ. Bir feta, bir delikanlı lazım ki buna yüreğini sapan yaparak ağlamalı. Bense şimdi, elime makul bir çıra almak istiyorum ve saf gönülleri ferahlatmak için doğru hedefleri yakabilmeyi diliyorum. Hemen burada gözümüzün önünde yanmalılar! Çünkü bazı haksızlıklar yaşandı...

   Benlikler, sakız gibi şişiyor ve patlıyor. Tadı çabucak kaçan şekerli sakızlar...  Her yere patlayan benliklerin irinleri bulaşmış. Kendi panzehirini bulmanın zevkini tatmak için zehir içenlerin dünyasındayız. Mikroplarla ittifak içinde acımasız bir ilaç piyasası da cabası. Televizyonlar çoktandır renkli, elma şekeri artık pek tüketilmiyor, grafiti güzel bir sanat ve zamanın ruhu siyah-beyaz. Size de öyle gelmiyor mu ? Ah, belki birden çok doğru vardır. Kendimizi kandırıyoruz sabah-öğle-ikindi-akşam-yatsı. Ben yatsıyla sabah arasında biraz sahicileşiyorum. Geçip giden mayıs böceklerinin parıltısıyla aydınlanmaya kalkıyoruz. Çoğu zaman o ışıkların söndüğünü bile kabul etmeden uyur-gezer bir hayat yaşıyoruz. Her şey kabul meselesi. 
   İsyan etmenin karizması kalmadı çok. Oysa itaat edip kurtulmayı masum bulmamıştı bazılarımız. Kırıcı olmak istemem o yüzden, ben yakma taraftarıyım. Birbirinin ağzındaki sakızdan iğrenmeyenlerin düzeni yakılarak dezenfekte edilmeli. Ev sahiplerine acımıyorum. Zira ev sahibiyim diye gezinenlerin hiçbiri ev sahibi olamaz. Kiracıyım diye alçak gönüllü olmayacağım, herkes kiracı. Mal da yalan mülk de yalan, hani bunun ilk sahibi ? Böyle miydi ? Madem öyle, olimpiyat ateşlerinden daha alımlı sabotaj yalımları yalazlanmalı. Bunun gençlikte görülen saman alevlerinden olmadığı inancındayım. Enver Paşa ve Süleyman Asgari geldi aklıma... Dikkat ! 
   Rahat ! Hem, ömre sığmayan gençlik heveslerinin olması mümkündür. Bunu söylemek için ölmüş olmak falan gerekmez. Nereden çıkartıyorsuzunuz ki böyle şeyleri ? Bunu sizin mi sormanız gerekiyordu ? Özür dilerim.  
   
   Allah diyen bukalemunların rengini takip etmekten daha kolaydır çirkin bir kargaya kulak vermek. O bazılarımız olmayan bazıları, onun anlattığı şeyde bir mana olabileceğine bile ihtimal vermezler. Ne kadar yazık ediyorlar ! Anlatılmayanlardaki manayı keşfedenler ise anlatılanları idrak edenlerden daha ziyade saygıyı hak ediyorlar. Allahım, ne gizli saklı, dikkat çekmeyen yolcuların vardır senin ! 'Nereden alıp nereye getirdin' diyeceksiniz biliyorum. Ama bunu bilmek bana lafı bağlamak için imkan verdiği halde ellemeyeceğim hiç. Nasıl olsa bir gün bunu da yakacağım. Hahaha ! Gülmemi tutmalıyım, ciddi bir yerdeyiz. Hala, fetanın o atlayıp kaybolan balık olayından bahsedemediği dönemdeyim. Ama tabi ben olmadı, başkası olur. Bir bakmışsınız Tatar Ramazan gelmiş. Ha ben yakmışım ha Tatar Ramazan, ne  fark eder. Yeter ki yakılsın, sabahın önü açılsın. 

                                         


   

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder